Cumartesi, Kasım 6, 2010 12:51 - Yorum Yok

Başlangıç: Rüya Hırsızlığı

baslangic2.jpg  Gelecek bir zaman diliminde, ‘rüya hırsızlığı’ yapan Dom Cobb,’un yeni görevi: Japon iş adamı  Saito’nun, dünya üzerindeki ekonomik hâkimiyetine engel olan Avustralyalı işadamının ‘rüyalarına’ girmeyi ve tüm zenginliğini dağıtması için rüyanın içine bir fikir ekmeyi tasarlamaktır. Christopher Nolan bir yönüyle bilimin ve tekniğin geldiği son nokta, diğer yönüyle de gerçekliğin aslında ne olduğu ya da ne olabileceği ilgili bir film izletiyor bize.

ahmetacan41

 Ahmet Açan

Son zamanlarda Eleventh Hour, Fringe, hatta Bionic Women gibi diziler, geçmişte Terminatör, Süperman, Örümcek Adam gibi fantezi/bilim kurgu yapıtlarından farklı bir bilim kurgunun haberini verdiler. İlk bakışta bunların işlediği konularda çok fantezi gibi görünse de gerçekte arkalarında muazzam bir bilimsel teorik altyapı barındırıyorlardı. Üstelik de bu kuramsal düşler çok yakın bir gelecekte gerçekleşmesi olanaklıymış izlenimi vermektedir. Inception/Başlangıç filmini de bu bağlamda ele almak gerekiyor.

90’lı yılların başında Amerika’da yeni bir bilim dalı doğdu: Science of Consciousness/Bilinç Bilim. Bilinç artık metafizik olmaktan çıkarak bir doğa olayı olarak ele alınmaya çalışılıyordu. Çünkü aslında bilinç bir sınır ihlalidir. Konu Türkçe’de ilk kez Saffet Murat Tura tarafından “Histerik Bilinç” adlı kitabında ele alındı. Filmi de tamamen böyle bir düzlemde ele almaya çalışacağım. En başta filmde dikkatimi çeken şey sub consciousness yani bilinç altı sözcüğünün kullanılması. Bilinci ilk kez yapılandıran ve id/ilkel benlik, ego/ben ve süper ego/üst ya da toplumsal benlik şeklinde topiklere ayıran Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud başlangıçta bu sözcüğü kullansa da sonraları bu sözcüğü hiç kullanmaz. Freud, “unconsciousness” yani “bilinçsiz” ya da “bilinçdışı” der. Çünkü bilincin dışında olan şeyin gerçekte bilincin neresinde olduğu belirsizdir. Psikanalistler istisnalar dışında bilinçaltı sözcüğünü asla kullanmazlar. Filmde bilinçaltı sanki coğrafi bir bölge gibi kullanılmıştır. Bilinç sanki buzdağının görünen yüzüyken onun altına inilecektir. Hatta birden fazla alt aşamalar vardır. Bu bize bir tür “Matrix” evrenini anımsatır. Çünkü gerçekte yaşanan ve bizi yöneten yer orasıdır.

Rüyalar bilinçaltının gerçekliğidir. Uyku modu, bilincin, ön/frontal beynin –alın kısmımız- düğmesini kapadığı ve içgüdülerimizin ve hazır paket programlarımızın olduğu orta beynin aktif hale geçtiği bir başka evren simülasyonudur. Filmin hem yönetmeni hem de senaristi Christopher Nolan, “acaba” diyor “bu bölgeye dışarıdan müdahale etsek ve orta beynin simülasyon evrenini dışarıdan biz tasarlasak ve bilincin vermediği, saklı tuttuğu şeylere böylece ulaşabilsek nasıl olur? Ya da biliçdışının içine bir fikir ekerek insanı yönlendirsek?”

Bilim adamları beyni genel olarak 3 bölgeye ayırıyor. İlk evrimleşen beyin sapı, daha sonra orta beyin ve henüz çok çok yeni –orta beyinle aralarında 300 bin yıl evrim farkı olan- ve bizim bilincimizi oluşturan ön beyin. Ön frontal beyin en gelişmiş haliyle biz 6. insaymun türü olan homosapienslerde mevcut. Bilincimiz olmasına karşın biz de diğer tüm canlılar gibi bir genetik programız aslında. Yaklaşık 23 bin genden oluşmuş, genlerin kendilerini gelecek kuşaklara aktarma makineleriyiz. 3,5 milyarlık bir evrim sonucunda birikimli seçilim ilk kez bu hazır paket programlara –yani genlere- başkaldırabilecek yeni bir tür yarattı. Bu ön beynimiz yani bilinçti! Ancak Christopher Nolan’da bilincin hala gerçek anlamda bilinçdışı üzerinde bir egemenlik kuramadığını ve tıpkı diğer canlılar gibi hala onların yönetiminde olduğumuzu düşünüyor. Aslında filmin ana teması tam da budur.

Gelecek bir zaman diliminde, ‘rüya hırsızlığı’ yapan ve bu yüzden ABD’ye girişi yasaklanan Dom Cobb, Japon işadamı Saito için çalışmaktadır. Yeni görevi Saito’nun, dünya üzerindeki ekonomik hâkimiyetine engel olan Avustralya kökenli bir şirketi çökertmektir. Bunun için de şirketin başındaki yaşlı patron Maurice Fischer’in yerini alacak genç işadamı Robert Fischer’in ‘rüyalarına’ girmeyi ve tüm zenginliğini dağıtması için rüyanın içine bir fikir ekmeyi tasarlar. Bu onun daha önce de başardığı bir şeydir. Ekibiyle birlikte, 10 saat sürecek bir uçak yolculuğu bu işi başarmak için yeterli bir süredir…

Sorunun –teknik anlamda- en önemli kısmının nasıl başarıldığını Nolan seyirciye anlatmaz. Genç işadamı uyutulduktan sonra ekibin tüm diğer üyeleri hedef kişinin yalnız rüyasının içine girmeyecek aynı zamanda da uyuyor oldukları yani bilinçleri kapalı olduğu halde rüyanın içinde bilinçli davranacaklardır! Gerçeklik, rüyanın içine girilen kişinin gerçekliğidir; ancak içeri girenler –ne kadar bilinçlerini de içeri taşımış olursa olsunlar- bilinçaltlarında ki tüm sorunları da, takıntıları da beraberlerinde getirirler ve bu sefer o rüyanın içinde o sorunları bastırabilecek herhangi bir mekanizma yoktur. Bu noktada Nolan, özellikle Hollywood felaket filmlerinde sık rastlanan –artık gına gelen- klişeye burada da başvurur. Dom Cobb’un (Leonardo Di Caprio) karısının ölümü için duyduğu suçluluk duygusu aynı zamanda bu bilinçdışı süreçlerde bir handikap olarak sürekli karşısına çıkar. Sanki aldıkları iş bu sorunu çözmede bahanedir…

Rüyanın ilk aşaması bu ekim için uygun bir alan değildir. Çünkü bilinç yarı uyanıktır orada. Kendisini tamamen kapatmamıştır. Dom Cobb genç işadamına bu seviye de bilincine seslenir. Rüyada, ona rüyada olduğunu ve birilerinin onun rüyasına sızarak ondan gizli bilgiler çalmaya çalıştığını söyler. O ve ekibi ise onu korumak için oradadır. Rüya içinde rüyaya daldıkça her aşamada zamanın da yavaşlaması senaryonun sağlamlığıdır. Ancak derine inildikçe rüyadan çıkmak daha da güçtür. Tüm bu aşamalar bize kendi yaşadığımız dünyanın da acaba rüya mı olduğu sorusunu sormamıza yol açar? Zaten Dom’un eşi de gerçek hayatta rüyada olduğunu düşünerek uyanmak için intihar etmiştir…

Christopher Nolan bir yönüyle bilimin ve tekniğin geldiği son nokta, diğer yönüyle de –Matrix filmi gibi- gerçekliğin aslında ne olduğu ya da ne olabileceği ilgili bir film izletiyor bize. Dom ve karısı kendi tasarladıkları bir rüyada yıllarca mutlu mesut yaşarlarken gerçek hayatta yalnızca 5 dakika geçmiştir. Kapitalizm gerçek ve simgesel aşamalardan sonra imgesel aşamaya geçmiştir. Arzu edilen şey deneyimlemekse ve bunun sonucunda yaşanacak hazsa neden bu gerçekten yaşanıp vakit kaybına neden olunsun ki? Artık talep edilen gerçeklik değil sanallıktır. Bugün insanlar gerçeklikten kaçmakta, gerçekliği yaşamak istememektedirler. Hollywood’da bu tarz bir film üretimiyle insanları büyülemeye devam etmekte, gelecekte sanalda olsa böylesine –sonsuzca- bir mutluluğu vaat etmektedir. (Üstelik gerçekten de böyle bir düş olanaksız değildir!)

“Le Sinthome, semptom değildir, yani şifresi yorum tarafından çözülecek şifreli mesaj değildir, dolaysız olarak jouis-sense, yani ‘anlamlı-keyif’ yaratan anlamsız harftir. İdeolojik yapının inşasında sinthome’un oynadığı rolü ele aldığımızda, ‘ideoloji eleştirisi’ni yeniden düşünmek zorunda kalırız. (…) Mesela ‘komünizm’ diğer bütün ideolojik unsurların anlamını özgülleştiren bir ‘düğüm noktası’ işlevini görür: ‘Özgürlük’, ‘biçimsel burjuva özgürlüğüne’ karşı ‘fiili özgürlük’ haline, ‘devlet’, ‘sınıf baskısının aracı’ haline gelir vb. Ama sinthome boyutunu hesaba kattığımızda, ideolojik deneyimin ‘yapay’ karakterini suçlamak ideoloji tarafından ‘doğal’ ve ‘verili’ bir şeymiş gibi yaşanan nesnenin aslında söylemsel bir inşa olduğunu göstermek yetmeyecektir artık; ideolojik metni bağlamı içine yerleştirmek, zorunlu olarak ihmal edilen sınırlarını görünür kılmak artık yeterli değildir. Tam tersine yapmamız gereken şey, sinthome’un nihai budalalığını teşhir etmek amacıyla, onu, bir büyüleme gücüne sahip olmasını sağlayan bağlamdan tecrit etmektir.” Slovaj Zizek, Yamuk Bakmak, sf: 174-175

Yazarın Son Yazıları





Yorumla, Koala!

Yorum










Deneme, Spot1, Yazar5 - Oca 1, 2012 22:00 - Yorum Yok

Sinema Vicdandan Koparken

More In Edebiyat


Müzik, Spot3, Yazar2 - Ağu 31, 2010 21:40 - Yorum Yok

Şox û Şengê, Xerabrengê

More In Müzik


Güncel, Yazar3 - Nis 5, 2011 22:49 - 0 Comments

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği: Torino Atı

More In Güncel