Perşembe, Temmuz 22, 2010 23:56 - 1 Yorum
Kemal Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup
Dön Kemal, demeyeceksin tabi ki. Çünkü bir baba figürünün peşinde(Devlet baba), bir baş okşamasının eşiğinde geçen hayatının iç boşluklarından kurtulman mümkün değil. Boşluğun hükmü bir tükenmez kalem gibi ceketinin iç cebindeyken, sen imza ata ata, okları fırlata fırlata silinip gideceksin… Ah! ne trajiksin ve komik, bir o kadar da zavallı.
Kemal Bey, cumhuriyetin toplamı sensin. Sensin, köy enstitülerin kırık menteşesi. Önün ilikli, pantolonun ütülü, önünde evraklar, kapmışsın devlet dersinde(Ece Ayhan’ın hep ikmale kaldığı ders)yıldızlı pekileri. Yakaladığın her “yolsuzlukta” yüzün tam orta yerinde mazoşist bir haz damlası, onuna adı da Mustafa olsun.
Bir dersin vardı, kaldığın derslerden bir Dersim vardı, Kemal. Bit kadar bir şey, koca bir haritada. Hani demirden kuşlar uçmuştu tepenizde, sen daha bir fikir bile değilken. Hani dağların anahtarını kaybettiğin o günlerin evraklarına ne oldu. Sen şimdi beş kuruşu olmayanın kaçak elektriğini yakalayan sevgili devlet memurunun çarpık adalet anlayışıyla “Gandi Kemal” diye traktörlere binip, emekliklere umut bağlarken, hiç mi başın dönmez Dersim dersinde.
Bir keresinde; “bana Alevi, Kürt, Ermeni diyebilirler ama asla hırsız diyemezler” diye sayıklamıştın. Peki şimdi biz bu cümleni hangi yolsuzluk dosyasıyla açıklayacağız. Ermeni olmak ya da Alevi olmak, hırsız olmaya denk gelir diye cumhuriyet tankları gibi dizilen bu söz dizimini hangi hafıza virüsüne borçlusun.
Buyurmuşsun ki; “insan aç kalınca ya dağa çıkar ya da mafyaya gider.” Ya öyle mi? biz Kürtler’in tüm sorunu buysa bir sayısal loto ya da bir milli piyango bileti çözer bu kangreni. Olmadı bir şans topu. Belki en sağlıklısı Et Balık Kurumu’nu geliştirmek. Kürt ulusu üzerine bu etçil söylemler hangi ahir zaman dilencinin torbasında düştü de sen ona dört elle sarıldın. “Bu yiğit muhtaç olmuş kuru soğana” felsefesinden, bu kara düzen bağlama türkülü kof, kaba Anadolu Marksizm’ini öğrendiğin o kitaplardan sonra kaç Frankfurt okulu gelip geçti sen hala yalın ayak edebiyatı yapıyorsun. Sen bu yaraya üç kuruşluk yara bandınla çözüm bulmayı umarken, biz hali vakti yerinde olan pek de okumuş ama bir türlü uslanmamış Kürtler’i nasıl tanımla(ma)yacaksın? Yoksa biz senin ve devletin onca lütfüne mazhar olmuş ama dış mihrakların etkisiyle kafayı yemiş bir avuç hain miyiz? Belki de Genelkurmay başkanın dediği gibi damarlarındaki asil kan hain virüsleri yenilmiş kanserli hücreleriz. Gel bizi karantinaya al da kurtulalım
Neyiz biz Kemal Bey? Seyit Rıza hangi kuru ekmeğin peşinde idama gitti. Ya onca yoksulluk ve yokluk içinde hala meydanlara inip paraya değil de kimliğine hasret onca halkı, böylesine aşağılamayı vatandaşlık bilgileri dersinde mi öğrendin, yoksa Milli Güvenlik dersindeki sözlü notunun karşılığı mı; bu “mahfuz” ve “kıymetli” önermen?
Söyler misin, hangi onulmaz açlık ki ruhunda sen evrak aşkıyla yanıp tutuşuyorsun? Bu sadakatini hangi sadakatsizliğine borçlusun? Gündüzleri aldığın münazara galibiyetlerine karşılık, geceleri kim başını okşuyor rüyalarında? Kodaman bir devlet eli mi, yoksa garantili ve sağlam bir “tunç eli” mi? Ya dersim katliamını öven “Onur”lu Öymen’i alkışlarken Kürt olmanın kaçınılmaz ağırlığı seni az da olsa sıkmadı mı?
Hayır, maalesef kaçmayacaksın kâbusun olan tüm bu aidiyetlerden kaçamayacaksın. Bütün coğrafya sırtında dağ gibi uzanmakta ve sen dağlarda “silah çatan eşkıyalar”ın gürültüsüne kulağını tıkayıp dersine çalışırken, başbakan da olsan, Bir densiz çıkıp hep hatırlatacaktır sana, acı hafızanı…
Söyler misin! Siyah Deri Üzerine Beyaz Maskelerle, Devletin tunç elinin keskin darbeleriyle ütülediğin boyun bağınla, dağ kokunu bastırmak için süründüğün Gökçen marka parfümlerle, altı okunu alıp dağda “Ceylan” avına çıksan, bir iki münazara kazanıp, bir iki yolsuzluk çözmekle bitecek mi, her şey?
Dön Kemal, demeyeceksin tabi ki. Çünkü bir baba figürünün peşinde (Devlet baba), bir baş okşamasının eşiğinde geçen hayatının iç boşluklarından kurtulman mümkün değil. Boşluğun hükmü bir tükenmez kalem gibi ceketinin iç cebindeyken, sen imza ata ata, okları fırlata fırlata silinip gideceksin…
Ah! ne kadar ağır derdin, ah o sakat adalet anlayışıyla nasılda komik görünüyorsun.
Ah! ne trajiksin ve komik bir o kadar da zavallı.
Yazarın Son Yazıları
1 Yorum
sait taşkıran
Yorumla, Koala!
- Hollywood : Nedir Ne Değildir
- Neden Boykot?
- Şox û Şengê, Xerabrengê
- Feda, Veda ve Bawke
- Ararat Dağı Eteklerinde Bir Gezinti
- Değişime 30 Gün Kala
- Kasap
- Filmi 11 yaşındaki oğlum ile birlikte izledim . Başını kaçırmışız ne yazık ki a...
- az evvel bu filmin bir kısmını trt'de izledim. tamamını izleyemedim ama çok sevd...
- şimdi trt 1 de izledim bu filmi gerçekten taktire şayan bir film izlmensei gerek...
- Hem gocuk giyip hem özel okulda okuyosun
Okulun sağ yolun sol...
Bu ne iş gard...
- ama bizimde atalarımızdan duyduğumuz kadarıyla sımkoda kürt milletine bi çok ezi...
- Öncelikle zeitgeist hakkında bize tartşma imkanı verdiği için Helin\'e
çok çok...
- Öncelikle Berlin in yagmurlu bir gecesinden sevgilerimi sunarak baslamak istiyor...
- bu filmi dü izledim 10 numara hacı...
Deneme, Manşet, Yazar3 - Eyl 5, 2010 1:10 - Yorum Yok
Hollywood : Nedir Ne Değildir
More In Edebiyat
- Ararat Dağı Eteklerinde Bir Gezinti
- Kasap
- Kadın Yoktur
- Kemal Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup
- Belki De En Baştan Başlamalı
Müzik, Spot3, Yazar2 - Ağu 31, 2010 21:40 - Yorum Yok
Şox û Şengê, Xerabrengê
More In Müzik
- Pop Müziğin Kralı’na Son Veda
- Hayat Hırsızı Bir Darbe Kültürü: Arabesk
- En İyi Sanatçı, Ölü Sanatçı Mıdır?
- Müzik ve Ruh
- Arap Işıması: Feyruz


Ellerine sağlık.Bireyden topluma,güncelden genele doğru akan bir bakış açısı mevcut yazınızda ayrıca çok güzel edebi cümleler var.
yazılarınızı beğenerek okuyorum
sevgiler