Çarşamba, Temmuz 21, 2010 0:07 - 5 Yorum

Halva Halva Dêmeklen Ağiz Şêrin Olmiyir

halva.jpg  Bir kere biz kardeş filan değiliz cancağızlarım. Herkes koştur Allah ulus devletini kuruverirken benim saf dedeciklerim ‘Türk kardeşleriyle’ omuz omuza verip Çanakkale’de, Gelibolu’da düşman döküverip denizlere boğazlara, köyüne dönende  de domates, patlıcan ekmekteydi. Kurulan devletin ne veled-i esasîlerinden, ne de anasır-ı gayrimüslimlerinden olabilmiş benim şaşkaloz dedelerim Osmanlı’nın oyununu çaktığı zaman iş işten geçmiş elbet.  

bawerronahi21 Bawer Ronahî

Dostlarım, kıymetli Gümüşhane eşrafı!

Bundan yıllar yıllar önce, daha bizcileyin okaliptüs yaprağı yiyerekten hayata tutunup en temel insan hakkı olan “tembellik hakkını” kullana kullana yaşayıveren koalacıklar yok iken, pireler berber develer tellal filan iken, Kasr-ı Şirin namıyla peyman peyman üstüne imzalanıverirken, teeee bugünlere kadar  -maalesef- birlikte yaşayıveren iki garibim halk topluluğu var imiş. Birine Kürtler ötekine Türkler diyesi de var imiş Tarih Baba’nın. Nokta.

Şimdi yırtık dondan pörtleyen şey gibi (tövbe estağfurullah) “birlikteliğimizin” ortalığa bir garip tartışma konusu olaraktan atılıvermesini şaşkın şaşkın izleyip-dinleyip-okuyup hayretler etmekteyiz. E son günlerin revaçta meselesi ayrılık olunca bir tutam melankoli çeşnileyip bu ‘vaka-yı hayriye’yi paylaşıveresim geliyor siz kıymetli Cundullah Örgütü militanlarıyla…

Yoldaşlarım, haşmetlü Kremlin Sarayı sakinleri!

Ertuğrul Özkök okumaktan sevemediği ülkesini terk etme eğilimlerine mayil olan patolojik kardeşlerim! Sormanın ayıbı olmaz demiş Kürtler’in ataları. Soruyorum bilahare: Kürtlerle Türkler birlikte yaşamak zorunda mıdır?

Vardır şimdi içinizde gaflet ve dalalet içinde “Ê tabii ki kardeşim, başka çaremiz yok, bin yıllık kardeşiz biz falan filan fistan…” gibisinden cevap veresi olanlar. Uyarıyorum! Bu hab-ı gafletten uyanıp bir koşu tükürün Hasan Celal Güzel’in suratına! (Bilmiyorum abi, ilk aklıma gelen isim onunki oldu n’apiyim!)

***
Bir kere biz kardeş filan değiliz cancağızlarım. Olamadık. Kardeş olamadık da ne ettik? Birbimizi dövdük, öldürdük filan. Daha doğrusunu şair söylemiş: “Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim.” Herkes koştur Allah ulus devletini kuruverirken benim saf dedeciklerim ‘Türk kardeşleriyle’ omuz omuza verip Çanakkale’de, Gelibolu’da düşman döküverip denizlere boğazlara, köyüne dönende  de domates, patlıcan ekmekteydi. Kurulan devletin ne veled-i esasîlerinden, ne de anasır-ı gayrimüslimlerinden olabilmiş benim şaşkaloz dedelerim Osmanlı’nın oyununu çaktığı zaman iş işten geçmiş elbet. Toparlanmış, üstünü başını, egalini düzeltmiş de nafile. Ondan sonra ver elini isyan! Bir, iki, üç, dört… Derken yirmi dokuz kere isyan etmiş bu asi dede-koalalarımız. Dile kolay, yirmi dokuz isyan! Matematiğine yandığım halkım, seksen altı yıllık Cumhuriyet tarihi dahil, teee Kasr-ı Şirin’den beri isyanda. Ondan sonra gelsin Lozan’lar gitsin Kenya’lar… İşte size bir çırpıda “Kürdistan’ın Kısa Tarihi”.

Kıymetli Cudi Dağı sakinleri ve sevgili Tazmanya Canavarları!

İlelebet payidar kalamayacağından emin olduğunuz şu virane cumhuriyetciğin ateşli neferlerinden olan basın mensubu bazı köşekadıları takdire şayan bir cesaretle(!) birdenbire aslında Kürtlerle Türkler’in ayrılabileceğini de tartışmaya başladıklarından beridir gözlerinden kaçan şu kırık dökük Kürdistan’ın tarihini özet mahiyetinde bile olsa gözönünde tutmayışları hazindir, komiktir, terli ve yapışkandır. Sıcak yaz günlerimize hararet katan bir meseleyi böylesi bir andavallıkla tartışmalarının altında “Hele bir ayrılmayı denesinler bak Kürtler’in başına neler gelir” gibisinden bir şantaj olduğunu derin sosyo-matematik hesaplamalarla ortaya çıkarmış bulunuyorum. Evet, self-determinasyon hakkını ömrü billah kullanamamış halkımın çocukları, karındaşlarım, Cizreli minibüs şoförleri! İşte bizi hayretlere sevk eden bu “ayrılsak mı len?” polemiklerinin altında yatan tuhaf maksad-ı umumiye budur. Bunu televizyonlarda koca göbeklerini dolaştırıp “stratejist” diye nam salan yılmaz rejim bekçilerinin yüzlerini buruştura buruştura söyledikleri o salya sümük cümlelerden gayet açık ve net okuyabilirsiniz. Ayrıca o kokuşmuş fikirleri ve stratejileriyle değil bir ülke siyasetini bizim mahallenin takımını bile idare edemeyecekleri, maç kazandıramayacakları aşikar olan bu veled-i televizyon nesli, bölünme paranoyalarını bir çırpıda askıya asıp sofraya çeşnili bir  “bölünme” menüsü getirdiler, evet. Çünkü akıllarınca Kürtler yarın ayrı eve çıksa kiralarını bile ödeyemez diye düşünüyorlar.   

***
Canlarım, Abdülhamit’in sarayındaki cariye bacılarım! Kürtler bir halk olarak elbette self-determinasyon hakkına sahiptirler. Bunu bir pazarlık konusu etmenin çirkefliği beri yanda dursun, biz ayrılığın hangi sevgiliyi daha derbeder edeceğini düşünüverelim bir nebze. Şimdi diyelim ki biz Kürtcağızlar gözümüzü karartıp “Vira bismillah, viva Kürdistan!” dedik ve ayrıldık gitti. Sanıyor musunuz ki Ankara rejimi bütün İstanbul Kürtleri’ni “hadi yallah” diyerekten Diyarbekir’e postalayacak?

Ayrılmaktan bahsedince böylesi absürd fikirler ortaya atarak kız alıp-verdiğimizi, et-tırnak mazmununu hatırlatarak ayrılamayacağımızı(!) bazı sosyolojik veriler üzerinden ispat etmek için yırtınan sümüklüböcek dostlarımız, şimdi ayrılma sanaryolarını tartışma piyasasında revaç edip bizi ters-köşe ettiler. Kürtler’in büyük çoğunluğunun ayrılmaktan yana olmadığı da bir gerçek. Ters-köşe olanlar günü geldiğinde, birlikte yaşayamadığımızda (aşağı yukarı 1071’ten beri birlikte yaşayamıyoruz zaten, yani bence) düşünenler oldu. (Şahsen, ben, bizzat, kendim duran toptan fena bir gol yediğimi düşünmekteyim bu aralar.)

Öte yandan artık bizim de kendi kaderimizi tayin etme hakkımız olduğunu, tam olarak ‘self’ olmasa bile ‘determinasyon’ hakkımızın olduğunu, bir devlet kurmanın belki her iki halka da iyi geleceğini filan biraz sakat bir yaklaşımla olsa da, kimi mürekkep yalamış çakma Türk entellektüelleri tarafından da idrak edilmiş olması vesilesiyle sevindirik de oldum. Ê golü yedik ama zeminin müsait olmadığını rakip takımın anlaması da az buz bir iş değil kanımca, sevgili Trakya göçmeni komşucağızlarım. 

Ezerî karındaşlarımızın pek gözel bir atasözü var ıdır. Der ki: Halva halva dêmeklen ağız şêrin olmiyir. Bizim lisana tercüme edersek; kardeş kardeş demeklen “dost û bira” olunmuyor, dondurma kutusundan fırlayan şaşkaloz pandacıklar! Ê madem birarada yaşayıp kardeş kardeş geçinemedik bize müsade! Kalktı göç eyledi Avşar illeri diyerekten ufak ufak voltamızı alsak hem size yarar hem bize fayda. Korkmayın lo, biz başımızın çaresine de bakarız, kiramızı da öderiz çok şükür.

***
Hülasa! Ayrılalım canlar. Kürdistan da dursun bir yerde işte, Türkler de derin bir ohh çekip atını şaha kaldırsın gayrı. O vatan dediğin dikdörtgenimsi çehredeki toprak parçası yiğit çocuklara mezar olacağına Fırat, Sakarya’ya Osman Sınav senaryosu tadında değil ama gerçekten komşu olsun da yine yeşillensin fındık dalları. Biraz zor olur, ağlar zırlarız azıcık ama sonsuza kadar böyle birbirimize hırrlamaktan iyidir. Bu aşk burada bitsin ve biz çekip gidelim…

Her halkın kendi kaderini tayin hakkının olduğundan bahsederken hazır, gene Ezerî karındaşlarımızın güzide bir atasözünü teee Bakü ellerinden bulup getirdim siz kıymetli Ege’deki deniz kestaneleri ordusunun saydıdeğer mensupları için: “Geçmeyesen namert körpüsünden, qoy kötürsün su seni, yatmayasan tilki kölgesinde qoy yesin aslan seni.”

***
Son olarak niye kullanıldığını tam çözememekle birlikte duymaktan ve duyurmaktan keyif aldığım çağdaş bir Kürt atasözüyle huzurlarınızdan ayrılıp sözü merkez stüdyolarına bırakıyorum: “Yaba daba dû, nikilê Tayyîp kete gû!”

 (Daha bir “ata” olamadım ama sözün patenti elimdedir. İzinsiz kopyalayanları ve kullananları tavşanlar “koala”sın!)

Sivrisineksiz geceler, ılık ikindiler, self-determinasyonlar filan sizlerle olsun canlarım. 





5 Yorum

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra görünecektir... You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

sadi
Tem 21, 2010 15:37

Allah wekil kitabın ortasını yazmışsın, sevgili Bawer. LÊ ben DE DİYOR Kİ ” QÛN TAZÎ, TEMBÛR DİXWAZΔ . Bir halk dilsiz bırakılmanın eşiğinde. İki nesil sonra yüce Turan devleti kalan yarım-yamalak kürtçeyi de bitirerek kürt sorununu zaten çözecek. Kürtler; devlet mi, federasyon mu, Qûnfederasyon mu, kürtürel özerklik mi, ademi merkeziyetçilik mi derken bir sorun olmaktan çıkacaklar. Devlet politikalarında çözümsüzlük çoğu kez en iyi çözümdür. Örneğin şanlı türk devleti 95 yıl önce Ermeni sorununu çözerek başına büyük bir bela aldı. Oysa Kıbrıs sorununu çözmeyerek adanın yarısını geriye döndürülmeyecek şekilde türkleştirdi. Kürt sorununu çözmeden kürtlerin yarısını hal etti bile. Fıratın batısına bakan çok iyi anlar. Hatta Diyarbakıra şewitî^’nin sokaklarında bile artık kürtçe çocuk cıvıltısı yok… Her yıl ölen 400 bin Kürdün çoğunluğu Türkçe konuşamıyorken, doğan 500 bin Kürt bebeğinin hiç biri kürtçe konuşamayacak. Kürdü Araptan, etraktan, Farıstan ayıran lisandan gayrı nesi var?
Özetçesi KÜRTLER HER TÜRLÜ TARTIŞMAYI BİR KENARA BIRAKIP ANADİLDE ZORUNLU EĞİTİME YOĞUNLAŞMALI.

sadi
Tem 21, 2010 15:53

Ha artık şuna inanmaya başladım, ANADİLDE ACİL ZORUNLU eğitimi sorunun merkezine oturtmayan her Kürt ve Türk şahsiyet , hele hele çok yetkili ve etkiliyseler, DERİNLERDE beraber yüzüyor olabilirler.

Bir de anlamadığım hiç bir kürt ve türk aydın- siyasetçi kamuoyu önünde Kürt çocuklarının ARTI ANADİLLERİNİ KONUŞAMADIKLARINI, BUNA ACİL BİR ÇÖZÜM GETİRİLMESİNİ SÖYLEMİYORLAR?

Eminim bu gerçek, beyni PKK düşmanlığı, bölünme paranoyasıyla, ve Türk milliyetçiğiliğiyle dumura uğratılmış Türk halkını bile sarsıp yapılan bu gayri insani ve gayri ahlaki haksızlığı görmesini sağlayacaktır. BUNDAN KORKAN KİM OLABİLİR?

Apê Kal Hespê
Tem 21, 2010 18:33

yazınızın reklamını diwanxane mail gurubunda görerek buraya girdim ve helal be kuro ji tera helal be can! dedim.

Bawer Ronahî
Tem 24, 2010 1:18

Ji Sadi re Kurte-Bersivek

Ma ne te bi xwe gotiye “quna tazî tembûrê dixwazî” birakê min î delal. Mesela me kurdan ev e wellehî. Mala te ava çil hezar caran.

Em dewletan dixwazin lê haya me belengazokên Xwedê jê tune ku dewlet jî, qewet jî, pêşeroj jî zimanê me bi xwe ye. Rojekê wê Kurdistan ava bibe lê tirsa min ew e ku heta wê rojê “kurdî” namîne. Kurd wê bimînin helbet, wê heta êvarê sloganan biqêrin û wekî îro wê bêjin “Biz kurd im heval!”. Erê delalo, erê bedewa mehla Senûbenê. Em xemxwurên ‘kurdayetiya bi kurdî’ jî em ê helbet bipirsin ji wan: “Tu kurdî lê ka kurdiya te cîgerim?”

Axir-kelam, Kurd û Kurdistan bê kurdî nabe. An em ê aniha rabin dest biavêjin zimanê xwe û pêşeroja xwe bi xweşikî ava bikin an jî em ê “tirkleşmîş bibin” û bi zimanê xwe yê nû (ku bawer im wê navê wî ‘Tirkmancî’ be) Kurdistanên pûç û vala ava bikin.

Tu her bijî bi van şîroveyên xwe yên hêja…

***

Apê Kal! Silavên xort û têrxwarî ji qeraxên zerya Marmarayê dişînim ji te re û dibêjim ji te re jî helal be kakacan.

Tu jî her bijî, spas û silavên hezar salî ji te re…
Bi hêviya roj û welatên azad, bimîne di xêr û xweşî û hênikahiyê de…

semra sultan
Ağu 7, 2010 3:09

Öncelikle Berlin in yagmurlu bir gecesinden sevgilerimi sunarak baslamak istiyorum .. sew bas..Bunca sene dilimizi,kulturumuzu,geleneklerimizi elimizden alan ropponun devletinden ayrilsak ne olacak ayrilmasak ne olacak.Nufusunuz fazlalasiyor diyerek nufus planlamasi kapsaminda cocuklarin sayisini azalttilar,koyleri yakip yikip ardindan koylulere gidecekleri bir yer dahi gostermediler ve tasralardan kucuk koylerden buyuk metropol illere gocler basladi,bu gocler beraberinde aclik-sefalet-madde bagimliligi ve hirsizligi arttirdi.Kurt olmak zor,dinimizi bile elimizden aldilar,kurt yoktur diyerek koca bir milleti yok saydilar,yani yasiyorduk ama gorunmezdik :)) neyse hulasa osmanli yikildigi zaman ayrilmis olunsa idi su an hersey daha farkli olurdu,bu saatten sonra ayrilmak geride biraktigimiz yuzyili geri getirmeyecek… kendi halkimiz acliktan kivraniyorken filistine yardim gonderilmesi de ayri bir mesele tabiki,madem yardim edeceksin o halde senin kan baginin bulundugu balkan turklerine neden yardimda bulunmuyorsun ben nedenini soyleyeim cunku oralarda lahana ve havuc var oysa filistinde su ve petrol var..madem oyle kurtlerde kendi sinirlarini cizerek ayrilsinlar ve petrol-su kurtlere kalsin batidaki havuc ve lahanalarda turklerin olsun.. xude rehettiye bide

Yorumla, Koala!

Yorum










Deneme, Manşet, Yazar3 - Eyl 5, 2010 1:10 - Yorum Yok

Hollywood : Nedir Ne Değildir

More In Edebiyat


Müzik, Spot3, Yazar2 - Ağu 31, 2010 21:40 - Yorum Yok

Şox û Şengê, Xerabrengê

More In Müzik


Güncel, Yazar4 - Eyl 4, 2010 22:43 - 0 Comments

Neden Boykot?

More In Güncel