Cuma, Temmuz 16, 2010 10:59 - Yorum Yok

Misak-I Millici Sol Referandumcular

solreferandum.jpg   Solun yapması gereken anaysa paketinin yeterli olmadığını vurgulamak, Kürt halkının ‘Boykot’ kararının haklı bir tutum olduğunu kamuoyuna anlatmaktır. Sol bunu yaptığı sürece batıda savaş karşıtı muhalefeti güçlendirir ve hükümetin muhataplı ‘Demokratik Açılım Projesinin’ hayata geçirilmesini sağlayabilir. Böyle bir demokratik süreç solun güçlenmesini sağladığı gibi militarist güçleri tarih çöplüğüne fırlatır. AK Parti’ye karşı güçlü bir alternatifin adımlarını atabilir sol.

zaturi1  Zate Zatturi
 

Anayasa Mahkemesinin şeklen incelemesi gereken referandum paketini esastan incelemesinin anayasa suçu olduğu pek tartışılmadan bütün siyasi partiler kampanya boyunca alacakları tutumları açıkladılar. Böylelikle tutumlar belirginleşmiş oldu.

‘Hayır’ cephesinde duranlar hakkında pek bir şey demeye gerek yok. Bu cephede yıllardır askeri darbenin gerekliliğini savunanlar, Ergenekoncuların avukatlığını yapanlar, Anayasa Mahkemesi’nin anaysa suçu işleyerek aldığı kararlara itiraz etmeyenler, Kürt sorunu karşısında devletin inkârcı siyasetinde ısrar edenler kol kola girmiş durumda.

Bu gerici, militarist ve faşist cephe batıda güçlüler ama çoğunluk değiller. Oysa çoğunluk bu gerici, vesayetçi siyasi güçlerin mağduru olduklarının farkındadır. Referandum bundan dolayı daha şimdiden değişim rüzgârını estirmeye başlamıştır. İnsanlar geleneksel inkârcı siyaset ve parlamentoda yapılacak herhangi bir anayasal değişikliğinin yargı tarafından iptal edilmesi insanları bıktırmış durumdadır. Dolaysıyla bu referandumun kamuoyu tarafından olumlu karşılanması çok doğal görülmelidir.

Referandum süreci Fırat’ın doğusunda heyecanla karşılanmamıştır. Çünkü Kürt halkı bu anayasal değişikliğinde varlığının inkâr edildiğini biliyor. Referandum süreci daha açıklanmadan yoğun bir saldırıya maruz kalan Kürt halkıdır. Siyasal temsilcileri hapse atıldı, taş atan 3 bin çocuk uzun yıllar hapis cezasıyla yargılanıyor. Habur’dan gelen barış elçileri bir kısmı içerdeler dışarıda olanlar da yargılanmaları devam ediyor.

Savaş, en acımasızlığıyla tırmandırılmış durumdadır. Bu koşullarda Fırat’ın doğusunda halay değil ağıt yakılır, Seçim değil ‘Boykot’ yapılır. Kürt halkının ‘Boykot’ kararı özgürlük ve barış içindir. Devletin geleneksel Kürt siyasetine karşı alınmış bir tutumdur. Kürt’ler olmadan demokrasi ve barışın olanaksız olduğunu kanıtlamak için referandumda sandığa gitmeyecekler. Kürt halkının önüne konan sandıkta Kürtler yoktur. Olmadıkları bir yasa değişikliğini onaylamanın da bir anlamı kalmamıştır.

Batı Kürt halkını anlamalıdır. Batıda Kürt halkının bu ‘Boykot’ tutumun anlaşılması için sol hiç olmadığından daha çok önem kazanmıştır ve bu görevde Türk solunundur.

Öncelikle sol demokratikleşme özlemi geniş kitlelerin talebi olduğunu görmesi ve anayasa değişikliğinin yeterli olmadığının da farkında olan bu kitleyi gözden kaçırmaması gerekir.

Bu geniş kitle sol gelenekle sınırlı değildir. İçinde Müslüman hareketinde olduğu büyük bir barış koalisyonu vardır. Demokratik özlemleri içinde taşıyan ve bu referandumu en azından büyük değişimler için küçük ama desteklenmesi gereken adım olduğunu kavrayan bu kitleler siyasi açıdan yüzünü sola dönebilir ve bu potansiyel çok canlı olara durmaktadır. Yeter ki sol bu kitleleri kucaklamayı becerme yeteneği göstersin.

Bu kitle yıllardır süren inkâr siyasetinin maddi ve manevi ağırlını ödemiş durumdadır. Bundan dolayı bu kitle dışlayıcı geleneksel siyasetin anlamsızlığını kavramış, demokratikleşme ile birlikte barışın geleceğini umudunu yitirmemiştir. Fırat’ın doğusu ile batısındaki özlemler hiç bu kadar yakınlaşmamıştı. Batı demokrasi, Kürtler barış istiyor sol bu iki talebe yanıt verecek siyaseti üretmelidir. Eğer sol bu ihtiyaca yanıt üretmekten uzak durursa kendini bitirir. Ak Parti ve diğer sermaye partileri siyasi sorunlarda çözüm üretemediklerinde çözüm üreten faşist ve anti demokratik güçlerin ya iktidarına teslim olurlar ya da onlarla uzlaşırlar. Bu sonucu değiştirebilecek olan soldur. Sol bir alternatif yaratarak bu değişim geniş kitlelerin lehine sağlanabilir.

AK Parti’nin Kürt sorununda geri adım atması demokratik özlemleri taşıyan geniş kitlelerin hayal kırıklığı yaşamasına neden oldu. Kitleler ‘Hayır’ cephesinin ileri sürdüğü gibi referandumu hükümetin güvenoyu olarak görmemektedir. Referandumu genel demokratikleşme sorunun çözüm olarak görmektedir. Demokratikleşmenin önünün açılması için sandığa gideceklerdir.

Osa Kürt halkının bu haklı ‘Boykot’ kararını batıda referandum tutumu olarak kampanyaya dönüştürmeyen çalışan bir Türk solu var. Bu tutumu iki gerekçeye bağlıyor. Birincisi referandum paketinin hiçbir demokratikleşme içermediğini öne sürüyor ikincisi de batıda bulunan Kürtler’in Fırat’ın doğusunda bulunan Kürtler gibi ‘Boykot’ kullanma eğiliminde olduğu varsayımı peşinen kabul ediyor.

Fırat’ın doğusunda iki ana eğilim arasında siyaset belirleniyor. Bir tarafta devlet var diğer tarafta Kürt hareketi var. Kürt sorunu çözülmediği sürece hükümet dünyanın en demokratik hükümeti olsa da Kürt halkını inkâr ettiği sürece savaş hükümetidir. Dolaysıyla Kürt halkının ‘Boykot’ kararı özgürlükçü bir tutumdur. Bu tutum siyaseti de belirleyecek bir tutumdur. Fırat’ın doğusunda BDP’den başka bir siyasi güç yoktur. Ya barış vardır ya da savaş. Kürt Halkı barışı benimsemiştir. Onurlu, sahtekâr olmayan barışı benimsemiştir. Bundan dolayı referandumun bir sahtekârlık olduğunu düşünüyor ve ‘Boykot’ kararı alıyor. Bunu gösterecek siyasi gücü de vardır. ‘Boykot’ kararıyla barış gelmeyecektir ama birlikte barış içinde yaşanılmak isteniyorsa Kürt halkının varlığını yadsınamayacağını gösterecektir. Kürt halkı için ‘Boykot’ kararının anlamı budur.

Peki, bizim solumuz Kürt halkının ‘Boykot’ kararını batıda destek bulmak için mi referandum sürecinde kampanya olarak hayata geçirmeye çalışıyor. Türk solu gerçekten bu kadar ince, hassas düşünüyorduysa neden PKK’nin öncelikle silah bırakmasını öne sürdü. Türk solu bu kadar Kürt halkını düşünüyordu da Dünya Barış gününde birkaç bin kişiyle sokağa çıktı. Aynı sol Gurup Yorum’un konserinde 50 bin kişi ile katıldı. Savaş tırmandığında neden Türk solu bütün gücüyle sokağa çıkıp barış için iktidara baskı oluşturmadı. Savaşın yoğunlaştığı her dönemde iki de bir akıl vermekten başka bir şey yapmayan sol değil miydi, şimdiye değin neredeydi bu sol!

Bizim solcuların referandum için almış oldukları ‘Boykot’ tutumu ne devrimci ne’de apolitik bir tutumdur. Aksine güçlü bir siyasi tarifi içerir. Bu tarifin adı misak-ı millici tutumdur. Yani toprakçılıktır, mülkiyetçiliktir sol görünüp sağ vurmaktır. Bu solun milliyetçiliği Kemalist ve faşist milliyetçilikten farklıdır. Onlar milliyetçiliği bir etnik unsur temelinde yaparlar. Bizim sol, milliyetçiliği toprak temelinde yapmaya çalışır. Buna teritoryal milliyetçilik denir. Yani ulusal kimliğin toprak üzerinden tanınması, ulusal aidiyetin etnik temelin dışında yaşam alanıyla tarif edilmesidir. Bundan dolayı sol adına referandumda Kürt halkının ‘Boykot’ tutumunu batıda topluma dayatmaya çalışmak gayet normal kabul edilir. Oysa bu ezilenin mağduriyetini istismar eden bir yaklaşımdır. Kürt halkının ‘Boykot’ kararı mağduriyetini siyasi ifadesiyken batıda ‘Boykot’ kampanyasında ısrarda bulunmak ‘Hayır’ kampanyasını öne süren anti-demokratik cephenin güçlenmesine yarar. İki toplumun farklı siyasi ihtiyaçları olduğunu sol gözden kaçırdığı için referandumda doğru tutum almakta zorlanıyor.

Bu ‘Hayır’ kampına bir bakalım kimler var: Katil Ergenekon çetesini bir an önce serbest bırakmaya çalışan, darbeciliği gerektiğinde demokrasinin bir parçası olduğunu öne süren, Kürt halkının mücadelesinin şiddet temeliyle bastırmak isteyen bir koalisyon var. Bu koalisyonun beslendiği bataklık Kürt sorunun çözümsüz bırakılmak istenmesidir. Barış gelmediği sürece yeni Ergenekonlar yeni darbeler üreyecektir.

Herkes referanduma sunan anaysa değişikliğinden memnun değil. İktidar bile bu eksikliği teslim ediyor. ‘Boykot’ kampanyasını öne sürenler bu referandum değişikliğinin bir işe yaramayacağı gibi iktidarı güçlendireceğini iddia ederek kampanyasını güçlendirmeye çalışıyor. Oysa referanduma sunulan anaysa değişikliğinin bu kadara kısır olmasının nedeni Kemalist bürokrasi ve milliyetçi cephenin sürdürdüğü gerici propaganda olmuştur,

Eğer bu referandum sürecinde yalnız iktidar, demokratik özlemleri barındıran halk ve biz solcular olsaydık pek tabi bu ‘Boykot’ sahiplerinin yanında hiç şüphe duymadan olacaktık. Ancak batı dünyanın en büyük faşist partisi MHP, darbeci CHP ve onunla her an iktidarı paylaşmak isteyen sivil ve askeri bürokrasi var. Bu referandumda kendilerine büyük bir fırsat doğduğunu düşünüyorlar. Bu cephe ‘Hayır’ kampanyasıyla Kürt halkının yanında mı yer alıyor yoksa karşısında mı?

Bu faşist cephenin derdi bir an önce iktidara gelmektir. Bunun koşularını bir an önce yaratmaktır.

Peki, sol ne yapmalıdır? Bu gerici cepheyi nasıl tarihin çöplüğüne göndermeyi düşünmesi gerekmez mi? ‘Boykot’ tutumu bu cephenin önünü açmak anlamına gelir. İktidarın bu yetersiz anayasa değişikliğini eleştirecek elimizin tersi ile itmek demokratik açılımın önünü tıkar. Az veya çok bir demokratikleşme hamlesi söz konusu. Bu küçük hamle kâğıt üzerinde çok az şey içerdiği aşikâr ancak siyasi açıdan çok büyük açılımlara kapı aralayacağı da ortada.

Solun yapması gereken anaysa paketinin yeterli olmadığını vurgulamak, Kürt halkının ‘Boykot’ kararının haklı bir tutum olduğunu kamuoyuna anlatmaktır. Sol bunu yaptığı sürece batıda savaş karşıtı muhalefeti güçlendirir ve hükümetin muhataplı ‘Demokratik Açılım Projesinin’ hayata geçirilmesini sağlayabilir. Böyle bir demokratik süreç solun güçlenmesini sağladığı gibi militarist güçleri tarih çöplüğüne fırlatır. AK Parti’ye karşı güçlü bir alternatifin adımlarını atabilir sol. Bunu ‘Boykot’ kararıyla yapamazsınız. Batıda bu kararın militarist ve vesayetçi güçlere yarayacağına inan milyonlar var. Bu milyonlar referandum da ‘Evet’ tutumunun küçük bir adım da olsa demokratikleşme sürecinin önün açılması için gerekliği olarak görüyor. Çünkü böyle bir gerçeklik var.

Solun yapması gereken bu gerçekliğin hayat geçirilmesi ve daha büyük gerçeklikler için mücadele etmesidir.

Bunun için batıda ‘YETMEZ! AMA EVET! , diyoruz.

Yazarın Son Yazıları





Yorumla, Koala!

Yorum










Deneme, Manşet, Yazar3 - Eyl 5, 2010 1:10 - Yorum Yok

Hollywood : Nedir Ne Değildir

More In Edebiyat


Müzik, Spot3, Yazar2 - Ağu 31, 2010 21:40 - Yorum Yok

Şox û Şengê, Xerabrengê

More In Müzik


Güncel, Yazar4 - Eyl 4, 2010 22:43 - 0 Comments

Neden Boykot?

More In Güncel