Perşembe, Mart 4, 2010 0:36 - Yorum Yok

‘Invinctus’ ve Şiirin Yenilmezliği

invictus.jpg   Nelson Mandela’nın hapisten çıkması ve devlet başkanı olması ile başlayan “Yenilmez”de Güney Afrika’da yıllarca beyazların egemenliği altında yaşayan siyahlar ile beyazların birbirlerinden ne kadar ayırık yaşadığını görüyoruz. Efsanevi lider Nelson Mandela ise kendisini bekleyen devasa siyasal ve sosyal sorunlara rağmen, ülkedeki siyahlar ile beyazları kaynaştırıp ülkesinin kaderini değiştirmeyi hedefliyor. Mandela, bunun için gerekirse siyahların sevmediği, daha ziyade beyazların oynadığı rugby takımını onlara sevdirip spor sayesinde ülkesini dünyaya tanıtmanın mücadelesini veriyor.

murat22

 Murat Aktaş


Sanayileşme, küreselleşme ve iletişim toplumunun acımasız hegemonyası ile birlikte gittikçe şiirden uzaklaştırılan toplum -özellikle de gençlik- hergün biraz daha pragmatizm, rekabet ve faydacılığın hayvani dünyasına sürülürken, şiir buna rağmen hala uzaktan büyük bir özgüven ve umutla gülümsüyor. Belki şiirin gülümsemesi biraz acıdır ama derin sarsıcı ve kalıcıdır. İşte Clint Eastwood’un yönettiği, Nelson Mandella’nın (Morgan Freeman) ülkesinde birliği ve beraberliği sağlamak için Güney Afrika futbol takımı kaptanıyla (Matt Damon) yaptığı işbirliğinin ilham verici hikayesini anlatan “Invinctus” (Yenilmez), aslında bir anlamda İngiliz şair William Ernest Henley’in aynı isimli şiirinin de renkli ve sesli belgeseli.

Gençliğinde oynadığı kovboy filmleri ile ünlenerek sinema tarihinde bir imparatora dönüşen ve oyunculuğunun yanısıra yönetmenliği ile de bugüne kadar bir çok başyapıta imza atan Oscar ödüllü ünlü Amerikalı yönetmen Clint Eastwood’un yönettiği “Yenilmez”, John Carlin’in ‘Playing the Enemy’ romanından sinemaya uyarlanmış. “Yenilmez”, beyazların işgali altındaki ülkesinde yıllarca terörist olarak görülen ve 27 yıl cezaevi yattıktan sonra sadece kendi ülkesinin değil aynı zamanda dünyadaki bütün siyahların ve ezilmişlerin kaderini etkileyen Nelson Mandela’nın bu şiirden aldığı umudu günümüze taşıyor.

William Ernst Henley’in “Kapı ne kadar dar, Ferman ne kadar cezayla dolu olursa olsun, Kaderimin efendisiyim ben: Kaptanıyım ruhumun” diyen “Yenilmez” adlı şiirinin birgün Mandela ve ‘Springboks’un kaptanını bir araya getireceğini kim tahmin edebilirdi?
Sporun internasyonal dili ve etkisinin gücünün farkına varan Nelson Mandela, Güney Afrika’da birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla 1995 yılında büyük bir çıkış yapan Güney Afrika rugby takımı ‘Springboks’u destekleyerek yeni bir zaferin yolunu tutuyor. Mandela’nın etkileyici zafer macerasından kesitlerin yanısıra bu filmdeki rolleri ile en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyunca dalında Oscar’a aday olan Morgan Freeman ile Matt Damon’un etkileyici oyunları da bu maceraya başka bir heyecan katıyor.

Nelson Mandela’nın hapisten çıkması ve devlet başkanı olması ile başlayan “Yenilmez”de Güney Afrika’da yıllarca beyazların egemenliği altında yaşayan siyahlar ile beyazların birbirlerinden ne kadar ayırık yaşadığını görüyoruz. Efsanevi lider Nelson Mandela ise kendisini bekleyen devasa siyasal ve sosyal sorunlara rağmen, ülkedeki siyahlar ile beyazları kaynaştırıp ülkesinin kaderini değiştirmeyi hedefliyor. Mandela, bunun için gerekirse siyahların sevmediği, daha ziyade beyazların oynadığı rugby takımını onlara sevdirip spor sayesinde ülkesini dünyaya tanıtmanın mücadelesini veriyor.

Aldığı riskin bilincinde olan Mandela “Belki bu beni yok edecek ama ben yapmam gerekeni yapıyorum” diyerek risk almaktan kaçınmadığını vurguluyor. Takım kaptanı François Pieenar da takımını son maçtan önce, Mandela’nın 13 yıl hapis yattığı adaya götürüyor. Bu duygu yüklü anlar takım için büyük bir motivasyon kaynağı oluyor. Ve sonuçta takım Mandela’nın desteğiyle başarıya koşuyor. Böylece bu filmde beyazların ve sert mizaçlıların sporu olarak bilinen rugbynin siyahi bir lider tarafından ülkenin bütünlüğü uğruna halka kabul ettirilmesinin ilginç hikayesini izliyoruz. Ancak bu filmi bir rugby ve spor filmi olarak görmek filmin verdiği mesajı gölgede bırakıyor. Aslında böyle ele alındığında “Yenilmez” bütün ilginçliğini yitiriyor da denebilir.

Filmlerinde özellikle ezilen bireyin isyanı, direnişi ve kendini var etme mücadelesini işleyen 89 yaşındaki Amerikalı yönetmen Clint Eastwood’un dünya görüşü ve sinema anlayışı başka bir yazının konusu. Bazıları bu filmin senaryosunu siyahi oyuncu Morgan Freeman’ın önerdiğini söylüyor. Yönetmen de büyük bir risk alarak son yıllarda beyaz perdede örnekleri artan spor ve biyografi filmlerinden birine imzasını atıyor. Çünkü hikayesi birçok insan tarafından bilinen efsanevi bir lider olan Nelson Mandela’yı bir rugby hikayesi içinde anlatmak gerçekten bir yönetmen için çok büyük riskleri de barındırıyor. Bu yüzden “Invictus” yönetmene daha önce Oscar kazandıran “Milyon Dolarlık Bebek” gibi ele alınacak bir film değil. Ancak Eastwood bu filmi ile en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında da olsa yine de Oscar’a aday olmayı başarıyor. Morgan Freeman ve Matt Damon, filmdeki performanslarıyla, sinema izleyicisinin hafızasını uzun bir süre meşgul edecek gibi. Özellikle Morgan Freeman’ın bu filmdeki oldukça başarılı performansı unutulmayacaktır. 

Siyaset ve sporun içiçe geçtiği bu film de aslında yenilmezliğin yanısıra iktidar ve kazanma mücadelesinin ardındaki delilik ve saflığı da görmek mümkün. Burada söz konusu lider Nelson Mandela olsa bile. Çünkü “hiçbir zaman gerçek hayatta olduğumuz gibi yüzde yüz sporun içinde değilizdir.” Mandela takımın kaptanı Pieenar ile görüştüğünde ona liderlik esprisini ve takımını nasıl yönettiğini sorduğunda kaptan sadece örnek biri olmaya çalıştığını söylüyor. Dolayısıyla spor ve siyaset ilişkisinin ele alındığı bu filmde liderlik ve iktidar esprisine dair ipuçları ediniyoruz. Bu soru iktidar ve liderlik konusuna kafa yormuş olanlar açısından filmin en can alıcı noktalarından birini oluşturuyor. Ancak Mandela’nın konuşmasının devamında “bazen halkın ne istediğini kestirmek çok zor” demesi liderliğin şanına gölge düşürüyor gibi gözükebilir. Olsun. Nasıl olsa söz konusu Mandela gibi efsanevi bir lider dahi olsa artık günümüzdeki iletişim toplumunda popülizmin girmediği bir alan kalmadı. Şiir hariç. Zira Clint Eastwood gibi bir yönetmenin bile Nelson Mandela gibi bir efsanenin yaşamından kesitler sunarken, ismini filme verecek olan bir şiire ihtiyaç duyması da bunu gösteriyor. Yönetmen’in Afrika’ya açılması ve oradan dünyaya verdiği mesajın başka bir önemi daha var.  Birgün Obama’yı anlatan bir film çekildiğinde hangi spor ve şiire ihtiyaç duyulur onu şimdiden kestirmek zor. Özellikle spor sevenlerin daha fazla zevk alacağı “Yenilmez” herşeye rağmen izlemeye değecek bir film.

Yazarın Son Yazıları





Yorumla, Koala!

Yorum










Deneme, Manşet, Yazar3 - Eyl 5, 2010 1:10 - Yorum Yok

Hollywood: Nedir, Ne Değildir?

More In Edebiyat


Müzik, Spot3, Yazar2 - Ağu 31, 2010 21:40 - Yorum Yok

Şox û Şengê, Xerabrengê

More In Müzik


Güncel, Yazar4 - Eyl 4, 2010 22:43 - 0 Comments

Neden Boykot?

More In Güncel