Çarşamba, Mart 3, 2010 22:40 - Yorum Yok

Antigone Oyunu’nda Tanrısal Yazgı

antigone.jpg   Antikçağ tragedyasını insanın aslında bir çıkış noktası yoktur. Tanrılar ve onların belirlediği kader karşısında yıkım kaçınılmazdır. İnsan ancak bu yıkımı kendi seçimi olarak belirleme biçiminde özgür iradesini kullanabilir. Oidipus gözlerini kör ederek kendi cezasını kendi verir. Antigone de lanetlenmiş bir yazgının onu beklediği bilerek ölümü göze alır.

cetoyezedo

Çetoyê Zêdo


Bu sahne oyunun gidişatını ve iktidarı elinde bulunduran Kreon’un tutumunu değiştirmesine neden olan diyaloglardan oluşur. Kâhin Teiresias’ın sahneye gelişiyle oyundaki dengeler birden bire değişir. Güç ve kontrol dengesi Kreon’un aleyhinde işler. Kahin, Kreon’a tutumunda devam etmeye diretirse büyük  felaketlerin yaşanacağını bildirir. Kâhin Teiresias ile Kreon arasında geçen konuşmalar oyunun gerilimini tırmandırır.

Oidipus’un uğursuz yazgısından kurtulamayan çocukları Eteokles ile Polüneikes, Thebai krallığı için birbirleriyle savaşırlar. İki düşman kardeş, savaşta ölürler. Bu kez tahta çıkan Kreon, Etookles’in yurdunu savunurken öldüğünü ve bu yüzden bir kahraman gibi devlet töreniyle gümülmesini ister. Ancak Polüneikes’in yabancılar ile birlikte olup kendi yurduna saldırdığını ve vatan hainlerine ibret olsun diye, gömülmeden önce cezasını çekmesi gerektiğini bildirir. Bu buyruğa uymayanların da ölümle cezalandırılacağını söyler. Antigone, Kreon’un yasağına karşı gelip, kardeşi Polüneikes’i gizlice gömer. Kreon, suçüstü yakalanan Antigone’nin mağaraya kapatılarak ölüme terk edilmesine karar verir. Bütün itiraz ve ricalara rağmen Kreon kararından geri adım atmayarak ilahi adalete karşı gelir. Onun bu tutumuna karşı gelen oğlu Haimon’u ve herkesi  karşısına alır. İktidarı elinde bulundurduğu için Kreon’a halk (koro) açıktan açığa karşı çıkamaz ve buyruklarına engel olmaya cesaret edemezler. Kreon’u engellemek ancak kâhin Teiresias’ın sahneye gelmesiyle mümkün olur. Oyunun gidişatını belirleyen ve Kreon’un katı tutumunu değiştirecek diyaloglar bu sahneden sonra yaşanır.

 Teiresias, ihtiyar kör bir bilicidir. Daha önce kehanetleriyle Kreon’a yol göstermiştir ve Kreon’u yönlendirmiştir. Kreon’un, Teiresias’a yararlarından dolayı saygısı vardır; ancak aralarında geçen konuşmalar her şeyi değiştirir. Teiresias asıl söylemek istediğini uzun bir tiradla söyledikten sonra, Kreon’la yaptığı ve karşılıklı hakaretlere kadar varan konuşmanın ardından gerilim iyice artar.

Sahneye küçük bir çocuğun yardımıyla gelen Teiresias,  Kreon’a talihinin sallantıda olduğunu söyler. Yaptığı ve gözlemlediği kahinlik belirtilerine göre, Kreon’un tanrıları hoşnutsuz ettiğini ve kentte baş gösteren musibetlere  neden olduğunu açıklar. Gömülmesine izin vermediği Polüneikes’in cesedi yüzünden, kenti uğursuzluklar ve hastalıkların sardığını söyler. Tanrıların bu durumdan duydukları rahatsızlığı dile getirir. Ölüye bu şekilde davranarak felaketlere davetiye çıkardığını bildirir. Teiresias’ın bu konuşmaları karşısında hiddetlenen Kreon, Teiresias’ı para ve çıkar için bu şekilde konuşmakla suçlar. Kararından dönmeyeceğini ısrarla yenileyerek, Teiresias’a paragöz olduğunu ve haddini aştığını söyler. Teiresias’ın sözleriyle alay ederek, onu küçük düşürür. Buna hiddetlenen Teiresias olacak felaketi söyler: Kanından birinin güneş batımına kadar öleceğini söyler. Felaketlere neden olan Kreon’un daha yumuşak bir dil ve ölçülü olmayı öğrenmesini söyleyerek sahneden çıkar.

Bundan sonra Kreon, felaketlere engel olmak ister ama yetişemez. Devletin (Kreon’un) baskısına karşı insanın temel haklarını savunan Antigone, kapatıldığı mağarada kendisini asarak intihar eder. Onu kurtarmaya giden nişanlısı Haimon, babasını sert sözlerle kınayarak Antigone’yi kurtarmaya gider. Antigone’nin öldüğünü görünce kılıcıyla intihar eder. Oğlunun ölüm haberin alan Haimon’un annesi Eurüdike de buna dayanamayarak intihar eder. Devlet yasağında ve cezasında sertliği simgeleyen Kreon, bütün bu felaketler karşısında çaresiz kalır. Kendi iktidarı uğruna her şeyinden olan Kreon,  artık yıkılmış, çökmüş ve acınılacak biri olmuştur.

Oyunun sonunda koro, kişinin haddini bilerek bencil istekleriyle tanrısal buyruklara karşı gelmemesi gerektiğini söyler ve oyun biter. Eski yunan toplumunda, tanrısal yazgı kişinin kaderiydi. Antik yunan tragedyalarında kişi yazgısından kaçamaz ve tanrıların buyruklarına karşı çıkmak insanların haddini bilmemeleriyle eş tutuluyordu. Yazgıya karşı gelmek kişiyi felaketlere sürükler. İnsanlara düşen sadece kaderini kabullenmek ve tanrıların buyruklarını yerine getirmekti. İnsanlar tanrıların gazabından korunmak ve onları hoşnut tutmak için adaklarda bulunurlardı. Olimpos dağını mesken tutan tanrılar, burada insanların kaderini tezgâhlardı. Diledikleri gibi insanların hayatına yön verirlerdi.

Tanrıların isteklerinin neler olduğunu bilmek için, antik yunan toplumunda toplumsal rolleri etkin olan “kâhinler” bulunurdu. Birçok ritüellerle yapılan bu kehanetlerin belirtilerini ancak kâhinler bilirdi. Bu biliciler toplumun her kesiminde büyük bir saygınlıkla karşılanırdı. Toplumsal olay ve kararlarda  kâhinlere danışılırdı. Tanrıların buyrukları ve istekleri ancak bu şekilde belirlenebiliyordu. Kâhinlerin önerileri doğrultusunda hayat devam ederdi. Savaş ve barışlarda, günlük olaylarda bile kehanetlere göre hareket edilirdi. Tanrıların bile pek müdahale edemediği kader tanrıçaları “Moiralar”, karanlık güçleriyle insanlar doğar doğmaz kader ipliklerini örerler. Kader ipliklerini kestiklerinde ise o anda insanlar ölürler. Mitoslarda üç Moira tanrısından söz edilmektedir. Moria, ecel ve ölüm anlamlarında Homeros’un İlyada ve Odysseus epopelerinde uğursuz ve baş edilmez olarak anlatılır. Bu eserlerde bilicinin adı ve özellikleriyle aynı olan Teiresias’tır.

Antikçağ tragedyasını insanın aslında bir çıkış noktası yoktur. Tanrılar ve onların belirlediği kader karşısında yıkım kaçınılmazdır. İnsan ancak bu yıkımı kendi seçimi olarak belirleme biçiminde özgür iradesini kullanabilir. Oidipus gözlerini kör ederek kendi cezasını kendi verir. Antigone de lanetlenmiş bir yazgının onu beklediği bilerek ölümü göze alır.
Sophokles’in Antigone tragedyasında tanrısal yazgı ve kadere karşı insanın ne kadar çaresiz olduğu görülür. Hiçbir güç tanrısal yazgıyı değiştiremez. Kişi kim olduğunu bilmeli ve tanrısal yazgıya saygı göstererek tanrıları kızdırmamalıdır!

Yazarın Son Yazıları





Yorumla, Koala!

Yorum










Deneme, Manşet, Yazar3 - Eyl 5, 2010 1:10 - Yorum Yok

Hollywood : Nedir Ne Değildir

More In Edebiyat


Müzik, Spot3, Yazar2 - Ağu 31, 2010 21:40 - Yorum Yok

Şox û Şengê, Xerabrengê

More In Müzik


Güncel, Yazar4 - Eyl 4, 2010 22:43 - 0 Comments

Neden Boykot?

More In Güncel