Salı, Ocak 19, 2010 0:39 - 1 Yorum

Avatar ve “Yaban Düşünce”

avatar.jpg
“Avatar” bazı tersten okumalarla özellikle bugüne kadar sinemada başka gezegenlerde yaşayanlar veya uzaylılar ve insanlarla ilgili bazı klişeleri yıkıyor. Kafkavari metamorfozları anımsatan değişime uğramış dev yaratıkların ve vahşi hayvanların yer aldığı bu filmin efektleri ve görüntüleri elbette bütçesinin şanına leke düşürmüyor. Hayatta herşeyin politika ile yakın ilişkisi olduğu görüşünü savunan Yönetmen James Cameron da ‘Avatar’ı “insanlık tarihi üzerine siyasi bir yorum” olarak tanımlarken çok doğru bir saptamada bulunuyor.

murat22

 Murat Aktaş

Sinemada bütün zamanların en çok izlenen filmi ‘Titanic’in yönetmeni James Cameron’un merakla beklenen filmi “Avatar”da sinemaseverlerden yoğun ilgi gördü. Stanley Kubrick’in 1999 yapımı “Eyes Wide Shut” (Gözleri Tamamen Kapalı) filminden bu yana geçen on yıl içeriside belki de hiçbir film bu kadar merakla beklenmedi. Oscar ödüllü Yönetmen Cameron’un ‘Titanic’ten 12 yıl sonra çıkan ve şimdiye kadar çekilen en büyük bütçeli film özelliğine de sahip olan ‘Avatar’ın, ‘Titanic’in de rekorunu kırarak çok daha fazla bir seyirci kitlesine ulaşacağı tahmin ediliyor. Sinema teknolojisinin ulaştığı en son yeniliklerin kullanıldığı üç boyutlu “Avatar”, 2154 yılında, insana benzer mavi yaratıkların yaşadığı fantastik bir gezegen olan ‘Pandora’da geçiyor.

Kafkavari metamorfozları anımsatan değişime uğramış dev yaratıkların ve vahşi hayvanların yer aldığı bu filmin efektleri ve görüntüleri elbette bütçesinin şanına leke düşürmüyor. Filmde gördüğümüz bir tür değişime uğramış yaratıklar, muazzam büyüklükteki uçan yabani kuşlar ve karakterler sinemada daha önce referansları olan varlıklar. Hatta filmde yer alan hafif modifiye edilmiş aslanvari bazı yırtıcı hayvanlar yer yer basit bir görüntü de veriyor. Fakat “Avatar”ın seyircisine sunduğu doğa ve evren görüntüleri sinemada bugüne kadar yapılanların çok ötesinde ve hayranlık uyandıracak nitelikte. “Avatar” bizi derinliklerine çekip içinde kaybeden devasa bir doğa ve etkileyici muhteşem farklı yaşam görüntüleri sunuyor. Hele özellikle ‘Avatarlar’ saç uçları ile son derece etkileyici bir şekilde dizayn edilmiş atlar ve kuşlar ile kurduğu iletişim gerçekten etkileyici ve zekice.
Bir tür uygarlıklararası mücadeleyi konu alan “Avatar” bize bazı yönleriyle “Yıldız savaşları” ve “Matrix” gibi filmleri anımsatıyor. Fakat “Avatar” bazı tersten okumalarla özellikle bugüne kadar sinemada başka gezegenlerde yaşayanlar veya uzaylılar ve insanlarla ilgili bazı klişeleri yıkıyor. Bir anlamda ezber bozan ve uygarlığa karşı eleştiriler içeren bu filmde önemli orijinal bakış açıları dikkat çekiyor. Örneğin sık sık karşılaştığımız uzaylılar ve insan mücadelesinde istilacı ötekiler rolünü bu kez bizzat insanlar oynuyor. Sinemada ilk kez insanoğlu bir filmde baştan sona kadar işgalci bir güç olarak  işleniyor ve insanoğlunun hak ve aidiyet çelişkileri bu kadar yalın bir şekilde beyaz perdeye yansıtılıyor.
Ayrıca bir bakıma Amerika’nın beyaz adamlar tarafından işgali ve Birleşik Devletleri’nin Kuruluşu’nu da hatırlatan ‘Avatar’, bu uygarlığın işgalci ve yayılmacı özünü son derece cesurca, kompleksiz ve yalın bir şekilde bir kez daha gündeme getiriyor. Pandora gezegeninin yerli halkı olan Naviler kızılderilileri hatırlatırken, insan da beyaz insanı ve işgalci uygarlığını anımsatıyor.

Burada Naviler ile insan ilişkisi bir anlamda, rasyonalist Batı düşünce sistemi çerçevesinde unutulmaya yüz tutan ancak son yıllarda yoğun bir biçimde diriltilmeye çalışılan insan-doğa-kültür ilişkisine yeni bir bakış getirmiş olan Levi-Strauss’un “Yaban Düşünce”sine (la Pensée sauvage) de göndermeler yapıyor. Yapısalcılığın babası olarak tanınan Fransız antropolog ve filozof Levi Strauss “öteki” ve “ben” kavramlarının oluşum ve etkileşimleri ile ilgili çarpıcı teorileri ile Batı uygarlığı ve bu uygarlığın kullandığı bilimsel metodları derinden sorguluyor. Geçtiğimiz ay 100 yaşında yaşamını yitiren Levi Strauss’un tam bir 21’inci yüzyıl filmi olan “Avatar” ile tekrar gündeme gelmesi de ayrıca sevindirici.
Hayatta herşeyin politika ile yakın ilişkisi olduğu görüşünü savunan 55 yaşındaki ünlü Yönetmen James Cameron da ‘Avatar’ı “insanlık tarihi üzerine siyasi bir yorum” olarak tanımlarken çok doğru bir saptamada bulunuyor.

İnsanın doğaya ne kadar bilinçsiz, bencil ve sorumsuzca yaklaştığını çarpıcı bir şekilde işleyen “Avatar” doğanın kendisine yapılan bu tahribatı affetmeyeceğinin ipuçlarını da veriyor. Ayrıca insanın acımasızca tahrip ettiği çevre sorunsalını gündeme getiren “Avatar”ın gösteriminin, dünya liderlerinin Kopenhag’da çevre kirlenmesi ve iklim değişikliğine karşı önlemleri tartıştığı bir döneme denk gelmesi büyük bir şanstı. “Hepimizin paylaştığı üzerinde yaşadığımız toprağı hergün biraz daha kaybetmekte olduğumuzu” hatırlatan Yönetmen James Cameron da basına yaptığı açıklamalarda “Avatar”ı ekolojik bir film olarak tanımlıyor. 

Dünyanın geleceği ile ilgili gerekli önlemler alınmadığı takdirde geleceğin tehlikelerle dolu olduğunu haber veren ‘Avatar’ın, dünyanın geleceği ile ilgili pek iyimser ipuçları vermediğini hatırlatmakta da fayda var. Çünkü hikayesi bir buçuk asır gelecekte geçen ‘Avatar’da bu gezegenin artık yaşanamayacak bir alana dönüştüğünü görüyoruz. Bu yüzden askeri birlikler Pandora adlı bir gezegende güç depolayarak insanoğlunun yayılmacı emellerine projeler hazırlıyorlar. Bilim insanları da ne yazık ki bu gezegende ormanın derinliklerinde yaşayan Naviler isimli yerli halkla insan DNA’sını birleştirip yeni bir türün oluşmasına olanak sağlıyorlar. Filmin ismini de oluşturan “Avatarlar” işte böyle ortaya çıkıyorlar. Yüksek savaşma kapasitesine sahip olan bu Avatarları yerlerinden sürüp yok etmek isteyen insanlar bunların arasına karışıp kaleyi içerden fethetmek istiyorlar.
Projeye gönüllü olarak katılan deniz piyadesi Jake Sully (Sam Worthignton) de bu birleşme sonucunda avatarlaşarak yerli halkın arasına karışıyor. Ancak avatarlaşmış Jake’in bir kabile reisinin asi kızı Neytiri’ye (Zoe Saldana) aşık olmasıyla işin seyri değişiyor. Dünyalıların gerçek niyetinin ortaya çıktığı aşamada Jake, Navilerin yanında yer alarak kendi ırkı olan insanoğluna karşı cephe alıyor.

Başrollerini Sam Worthington, Zoe Saldana, Giovanni Ribisi, Sigourney Weaver, Michelle Rodriguez, Wes Studi, Laz Alanso, Peter Mensah, Joel David Moore ve Stephen Lang’ın paylaştığı 2 saat 40 dakikalık Avatar’da oyuncuların performansına da gerçekten diyecek yok.  Teknolojinin tüm nimetlerinin kullanılarak 400 milyon dolarlık bütçeyle çekilen ‘Avatar’ın 2009’un son hafta sonunda sadece Kuzey Amerika’da 75 milyon dolarlık gişe hasılatıyla ABD Box-office tarihinde bir ilke imza atarak bir haftada 275 milyon dolar kazanç sağladığı bildirildi. Böylece gösterime girdiği günden bu yana kırdığı izlenme rekorları ile ünlenen aynı yönetmenin filmi ‘Titanic’in rekoruna bir adım daha yaklaşan ‘Avatar’ın şimdiden maliyetini çıkarıp kara geçtiği tahmin ediliyor.

muratmha@hotmail.com 

Yazarın Son Yazıları





1 Yorum

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra görünecektir... You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

Z. Helin KAYMAK
Oca 23, 2010 3:43

merhaba. filmi beğendiğimi belirterek bu film hakkında yazmayı düşündüm bende ama yazınızı okuduktan sora vazgeçtim çünkü söylye söyleyebileceklerimin hepsi söylenmiş oldu. şunu eklemek isterim ki mevcut insanlık bunca kötüyse insan olmaktan vazgeçilebilir! güzel bir yazıydı kaleme sağlık.

Yorumla, Koala!

Yorum










Deneme, Manşet, Yazar3 - Eyl 5, 2010 1:10 - Yorum Yok

Hollywood : Nedir Ne Değildir

More In Edebiyat


Müzik, Spot3, Yazar2 - Ağu 31, 2010 21:40 - Yorum Yok

Şox û Şengê, Xerabrengê

More In Müzik


Güncel, Yazar4 - Eyl 4, 2010 22:43 - 0 Comments

Neden Boykot?

More In Güncel