Deneme, Spot3, Yazar4 - 11 Mart 2010, Perşembe / 5:06 - Yorum Yok...
Yeşilçam’ın Kırmızısı
Bir gerçek var ki, Yeşilçam ya da Türkiye Sineması, Yılmaz Güney’den sonra bir daha kızılla tanışmamıştır. Güney’in sinemadan arkadaşları ve diğer solcu sinema oyuncuları, toplumsalcı ve siyasi sinema örnekleri vermiş olsalar da ya da kimi toplumsal olaylara karşı duyarlılık örnekleri vermiş olsalar da, Güney’den sonra ki sol anlayış da duran sinema oyuncularının kızıl değil kırmızı olduklarını hatırlatmak gerekiyor. [ Devamını Oku ]
Postmoderne Karşı “Postmodern” Bir Biyografi - II
Kutsal Kitaba göre; Tanrının özenle birbirinden ayırdığı gece ile gündüz, su ile toprak, iyi ile kötü, Kubrick görüntülerinde yeniden birleşir ve aralarında amansız bir diyaloğa girişirler. [ » ]
Shirin: Aynadan Duyulan Radyo
Ferhat ile Şirin’in hikâyesini izleyen kadınların gözleri, gözlerinde değişen ifadeleri, gözyaşları, kaşlarının arasında kırışan yenleri, dudakları, saçlarındaki eşarpları, rujları, mimikleri, tamamı yakın plan çekilmiş ve yaklaşık 220 plandan oluşan film temel bir soruyu düşündürüyor: yakın plan çekilen izleyicilerin (oyuncuların) tamamı neden kadın? [ » ]
Okunmuş “Tekbirlik” Diziler
Tek sorunumuzun bu geri kalmışlık, yoksulluk olduğunu çoktan idrak eden cemaat, kurban bayramlarında ve ramazanlarda bol bol gıda dağıtarak böylece içimizdeki habis ruhu, okunmuş, öfkelenmiş bu mübarek gıdalar vasıtasıyla öldürüp kimlik arayışı gibi bir yanılsamadan kurtarmasını ummuyorlar uzun süredir. [ » ]
Antigone Oyunu’nda Tanrısal Yazgı
Antikçağ tragedyasını insanın aslında bir çıkış noktası yoktur. Tanrılar ve onların belirlediği kader karşısında yıkım kaçınılmazdır. İnsan ancak bu yıkımı kendi seçimi olarak belirleme biçiminde özgür iradesini kullanabilir. Oidipus gözlerini kör ederek kendi cezasını kendi verir. Antigone de lanetlenmiş bir yazgının onu beklediği bilerek ölümü göze alır. [ » ]
- Okunmuş “Tekbirlik” Diziler
- Yeşilçam’ın Kırmızısı
- Tarantino’dan Klasikleşen Sahneler
- ‘Invinctus’ ve Şiirin Yenilmezliği
- Antigone Oyunu’nda Tanrısal Yazgı
- Mahsül-Hayal
- Merserize Kazaklı Çocuğun Pastörize Hikâyeleri
- yazıyı biraz(cık)geç okudum sanırım.ama çok güzeldi :)...
- evet, yine güzel kaleminden güzel bir yazı, kalemine sağlık! herkesin izlemesi g...
- hayran kaldım TÜM yazılarınıza bréz Bawer Ronahî. herdem tu hebe......
- bravo gerçekten çok takdir ettim. dilin sınırları vardır ve hatta bir aforizmad...
- emeginize saglık gerçekten çok bilgilendirici oldu...
- Çok güzel bir yazıydı. Filmi izlerken ve sonrasında düşündüklerimi yazınızda gör...
- bu yazının kıymetli olduğunu düşünüyorum. zeitgeistle ilgili cevremdeki bir çok ...
- Artos dağı sakinlerinden Yılo'ya : "filmlerini çekmek adına küçük Gevaşımızdan k...
Deneme, Güncel, Yazar4 - 25 Şubat 2010, Perşembe / 3:33 - 1 Yorum
Merserize Kazaklı Çocuğun Pastörize Hikâyeleri
Sanatçılar toplanmış, Kürt meselesini çözecekler. Derdime derman olası Ferdi Tayfur bile vardı içlerinde. En basitinden mesela dayasa elini kulağına, “Hey felekê, xayînê te çima wiha kir,/ te konê me ji nav kona rakir,/ dilê dostan şikand, yê dujminan bi me şa kir./ Felekê yeman, xayînê yeman!..” diye bir “kilam” tuttursa var ya, yemin içerim(!) bütün haklarımdan vazgeçerim, naçizane bir Kürt olarak. Ne meselem kalır ne sorunum.
Güncel
- “Dilin olmazsa sen neylersin çocuk?”
- Her Derde Deva Bir Reçete
- Dersim’de Bilincin Uyanışı
- Yeni Durumda Türk Solunun Seçeneği
- DTP’yi eleştirmenin dayanılmaz hafifliği
Deneme, Koala Kültür, Yazar5 - 2 Mart 2010, Salı / 0:16 - Yorum Yok
Mahsül-Hayal
Kafanın içinden, arkaya dönmeden ışık tutarak yürürken, yüzünün halini karaltılarda kaybetmen isabet oldu. Bu doygun hissiyatı karanlıkta kaybetmek, kimsenin bilmediği senin o “meçhul” lisanını da gizlemek gayet yerinde. Yaşadığın müddetçe gizlenir gibi hayatta barınmışsan ve sesini, soluğunu takip etmeye cesaret edemediğin korku sohbetlerinden kaçtıysan, bu işi yapacaksın elbette. [ Devamını Oku ]
Koala Kültür
- ‘Cesur Yeni Dünya’ya Cesurca Bir Bakış
- Yeryüzünün Bütün Şairleri Sizde Orospu Olun!
- Cehennemden Gelen Çığlık: C. Bukowski
- Kadınca Manik Sayıklamalar…
- Simko’nun Ölümü ve Qasımlo’nun Doğumu
Biyografik, Cinema, Spot3 - 4 Mart 2010, Perşembe / 0:59 - Yorum Yok
Tarantino’dan Klasikleşen Sahneler
Rezervuar Köpekleri’nin girişindeki ‘uzun geyik muhabbeti’, özellikle ‘Garsona bahşiş verilmeli mi, verilmemeli mi?’ tartışması ve Madonna’ya ilgili bölüm ‘tarantinesk’ filmlerin anahtarlarından biri olsa da M. Madsen’in canlandırdığı Mr. Blonde’un polisin kulağını kestiği sahne filmin unutulmaz sahnelerinden biriydi. [ Devamını Oku ]
Sinema
- ‘Invinctus’ ve Şiirin Yenilmezliği
- İki Dil Bir Bavul: Kurmaca mı, Belgesel mi?
- Yedinci Sanatın Doğuşu
- Uygarlığın çıkmazına doğru bir “Yol”
- Malakanlının “Öteki” Kavgası
